Topluluk içerisinde kendin olma sorunsalı!

İnsanoğlu doğası gereği topluluklar halinde yaşamaktadır. Bu durumun iyi yanları olduğu gibi kötü yanları da bulunmaktadır. Bu durumlardan en önemlisi kendin olma yani “ben” olma sorunsalıdır. Özellikle yeterince gelişmemiş toplumlarda bu durum daha çok hissedilmektedir. Bu durum toplum içerisinde dışlanma  ya da ayıplanma korkusu sebebi ile tetiklenmekte olup kişinin kendi isteği, düşünceleri dışında davranışlar göstermesi ile ortaya çıkmaktadır. Üstelik bu durumun izlerini sadece davranışlarda değil, inanç ve düşüncelerde de gözlemleyebilmekteyiz.

Dini yapılarda dışlanma, cezalandırma farklı isimlerle anılmaktadır. Hristiyanlıkta aforoz, Musevilerde herem, İslamda tekfir, alevilerde düşkünlük gibi birçok farklı isimle ama benzer şekillerde kişinin dinden, toplumdan ve hatta aileden dışlanması bulunmaktadır. Toplumun inançlara bağlı olmaksızın uygulaması ise sosyal dışlanma şeklindedir. Bazı durumlarda ise kişinin öldürülmesine varan cezalar bulunmaktadır. Yukarıda belirttiğim dinlerin çoğunda dinden ayrılmanın cezası ölümdür.

Bu cezalandırmaların hepsinde kişinin ayıplanması ve topluluk içinde değer görmemesi ortak noktasıdır.

Kendin olmaman durumunda en hafif cezayı ise arkadaşlar arasındaki ilişkilerde görebiliriz. Arkadaşlarınız gibi düşünmediğinizde önce sizinle dalga geçilir sonrasında ise sohbetlere dahil edilmez ve mesafe konulur. Bütün bunları göz önüne aldığımızda insanların kendi düşüncelerini geliştirmesini önleyen bir çok psikolojik ve dogmatik baskı arasında kendi hayatını nasıl yaşayacağına karar vermesini beklemekteyiz.

Bir durumla ilgili kararı kişinin vermesi gerekirken kararlarımızın çoğu bizim adımıza önceden alınmış olmaktadır. İçinde yaşamakta olduğunuz toplumun size öğrettiği “xxx kötüdür. xxx zararlıdır.” şeklindeki bütün bilgiler sizin denemeleriniz, tecrübeleriniz ve karar mekanizmanızdan geçmeden bir olgu üzerinde fikir beyan eder ön yargılarımızın arkasına sığınırız.

Oysa ki normal şartlar altında olması gereken kötü ve iyiye kendimizin karar vermesidir. “Balık yemek kötüdür.” şeklinde size öğretilen bir duruma direkt olarak inanamazsınız değil mi? Herkes yemekte ve faydalı olduğu söylenmektedir. Tıpkı bunun gibi bir çok konuda önceden öğrenilmiş değerler sebebi ile insanları yadırgamakta, değerlendirme ihtiyacı dahi görmemekteyiz.

Bütün bu durumların etkisi olarak maalesef insanlar özgür bir birey olarak karar veremedikleri için yaşamları boyunca bir çok konuda akıllarında soru ile yaşamaktadır. Çocuğu kendisi gibi düşünmediği için dışlanan çocuklar, benzer düşünce de olmadığı için farklı davranışlara tabi olan yavrular bu sorunun en büyük hatalardan olduğunu göstermektedir. Bu konu ile ilgili bir çok örnek bulunmaktadır. Günlük hayatta sıkça duyulan el alem ne der? amcanlar ne der? köydekiler ne der? toplum baskısının örneklerindendir.

Bütün bunlar nasıl çözülebilir? Bulunduğunuz toplum içerisinde yeterli özgürlüğe sahip değilseniz topluluk değişimi yapabilir ya da topluluk dışına atılmayı göze alarak kendi hür düşüncelerinizi oluşturmak için her şeyi deneyimleyerek, gözlemleyerek ön yargılardan uzak kararlar alabilirsiniz. Unutmayın toplumsal baskılar evleneceğiniz eşinizi seçme konusunda bile sizin üzerinizde baskı oluşturacaktır. Özgür bir birey olmadığınız sürece yaşadığınız hayata bu “benim” hayatım diyebilir misiniz? Başkalarının kalıpları içine sıkışmış bir şekilde kendiniz olabilir misiniz?

Bütün ön yargılardan, toplum baskılarından, çevresel etkilerden uzak kendi kararlarınızı özgürce alabildiğiniz bireyler olabilmeniz dileği ile…

Selametle…

Leave a reply:

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Footer

Sliding Sidebar

Hakkımda

Hakkımda

Deli dolu, hafif çatlak yay burcu insanı. Teknoloji düşkünü, hayalperest bir insan.

Tweets

Facebook Page